Anlaşılma İhtiyacı Ne Zaman Onaylanma İhtiyacına Döner?

1 Eylül 20267 dk okuma
Paylaş:
Anlaşılma İhtiyacı Ne Zaman Onaylanma İhtiyacına Döner?

Anlaşılmak istemek insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Bir duygumuzu anlattığımızda karşımızdakinin “evet, seni duyuyorum” demesi bizi yatıştırır, yalnızlığımızı azaltır. Ama bazen bu ihtiyaç sessizce yer değiştirir: artık anlaşılmak değil, onaylanmak isteriz. Ve o an ilişkinin havası değişir — çünkü onay, anlayışın aksine hiçbir zaman yeterince gelmez.

Danışma odamda bu geçişi çok sık görürüm. Kişi “eşim beni anlamıyor” diye başlar; biraz konuştuğumuzda ortaya çıkan şey anlaşılmamak değil, karşısındakinin “haklısın” demeyi reddetmesidir. Bu bir kusur değil, çok insani bir yer. Ama farkına varılmadığında ilişkiyi yorar.

Anlaşılmak ile onaylanmak arasındaki fark

Anlaşılmak, iç dünyanızın karşı taraf için gerçek olmasıdır: “Böyle hissettiğini görüyorum.” Onaylanmak ise bir hüküm ister: “Haklısın, doğru yaptın, iyi bir insansın.” İlki bir bağ kurar, ikincisi bir not verir.

Aradaki fark ince ama sonuçları büyüktür. Anlaşıldığınızda rahatlarsınız ve konu kapanır. Onaylandığınızda rahatlama birkaç saat sürer, sonra aynı soruyu başka bir cümleyle yeniden sorarsınız: “Sence gerçekten haklı değil miydim?” Çünkü dışarıdan gelen onay, içerideki kuşkuyu yalnızca kısa süreliğine susturur.

Anlaşılmak “ben senin yanındayım” demektir; onaylanmak “ben senin hakemin olayım” demektir. Bir ilişki hakemlik yapmaya başladığında, iki taraf da yorulur.

Bu geçiş nasıl olur?

İhtiyaç bir anda değişmez; genellikle şu yollardan biriyle kayar:

  • Uzun süre duyulmamak: Yıllarca duygusu geçiştirilen kişi, artık sadece anlaşılmakla yetinemez. Kaybettiği zemini geri almak için “kabul et ki haklıydım” ister.
  • Kendine güvenin sarsılması: Kendi duygusuna güvenemeyen kişi, gerçekliğini karşısındakine onaylatmak zorunda hisseder. “Ben mi abartıyorum?” sorusu, cevabı hep dışarıda arandığında bağımlılığa dönüşür.
  • Koşullu sevgiyle büyümek: Sevginin başarıya, uslu olmaya ya da kimseyi üzmemeye bağlı verildiği bir çocuklukta onay, sevginin kendisi gibi öğrenilir. Yetişkinlikte de sevildiğini anlamak için sürekli onay aranır.
  • Tartışmanın haklılık yarışına dönmesi: Konu duygudan çıkıp “kim haklı” sorusuna geldiğinde, anlayış zaten masadan kalkmıştır.

Onay ihtiyacına dönüştüğünü gösteren işaretler

  • Karşınızdaki “seni anlıyorum” dediğinde rahatlamıyor, “ama haklı olduğumu söylemedin” diye içinizden geçiriyorsanız.
  • Aynı konuyu farklı cümlelerle tekrar tekrar açıyor, hep aynı cevabı arıyorsanız.
  • Kendi kararınızdan emin olmak için birkaç kişiye ayrı ayrı danışıyor, hepsinden aynı yanıtı bekliyorsanız.
  • Onay gelmediğinde konu bir anda kişiselleşiyor: “Demek ki beni sevmiyorsun.”
  • Karşı tarafın farklı düşünmesini bir görüş değil, bir reddediliş gibi yaşıyorsanız.

Bu maddelerde kendinizi görmek utanılacak bir şey değil. Onay ihtiyacı, bir zamanlar sizi ayakta tutmuş bir stratejinin bugüne kalmış hâlidir. Sorun ihtiyacın kendisi değil, tüm ağırlığın tek bir kişiye yüklenmiş olmasıdır.

Konuşmadan önce sorulacak tek soru

Bir konuyu açmadan önce kendinize şunu sorun: “Şu an ne istiyorum — duyulmayı mı, haklı çıkmayı mı?” Cevap “duyulmak” ise bunu açıkça söyleyin: “Çözüm ya da yorum istemiyorum, sadece anlatmak istiyorum.” Cevap “haklı çıkmak” ise konuşmayı biraz erteleyin; çünkü haklılık arayışıyla başlayan konuşmalar genellikle iki tarafı da haksız hissettirerek biter.

Onayı içeriden üretmeyi öğrenmek

Amaç onay ihtiyacını yok etmek değil — bu mümkün de değil, gerekli de. Amaç, tek kaynağa bağımlı olmaktan çıkmak. Şunlar yardımcı olur:

  • Duygunuzu önce kendiniz onaylayın: “Bu duruma üzülmem anlaşılır.” Kendi kendine söylenen bu cümle, karşıdan gelecek onaya duyulan aciliyeti azaltır.
  • İhtiyacı adıyla söyleyin: “Bugün biraz desteklenmeye ihtiyacım var” demek, üstü kapalı biçimde onay aramaktan çok daha etkilidir ve karşı tarafı savunmaya geçirmez.
  • Farklı düşünmeye izin verin: Eşinizin başka türlü düşünmesi sizi haksız yapmaz. İki gerçeklik aynı anda var olabilir; ilişkiyi rahatlatan da tam olarak budur.
  • Onay kaynaklarınızı çoğaltın: Kendi başınıza yaptığınız, iyi olduğunuzu size hatırlatan bir uğraş — spor, üretim, gönüllülük — değerinizi tek bir ilişkiye emanet etmenizi engeller.
  • Bekleme aralığı koyun: Onay almak için mesaj atma isteği geldiğinde on dakika bekleyin. Çoğu zaman o dalga geçer; geçmezse de daha sakin bir cümleyle yazarsınız.

Karşı taraf için: onay isteyen birine nasıl eşlik edilir?

Sürekli onay arayan bir eşle yaşamak yorucu olabilir; “ne desem yetmiyor” hissi tanıdıktır. Yardımcı olan şey daha çok onay vermek değil, duyguyu onaylayıp hükümden kaçınmaktır: “Böyle hissetmen bana çok anlaşılır geliyor” demek, “evet, o kişi gerçekten kötü davranmış” demekten daha kalıcı bir rahatlama sağlar. Birincisi kişiyi güçlendirir, ikincisi bağımlılığı besler.

Aynı zamanda kendi sınırınızı da koruyabilirsiniz: “Seni dinlemek istiyorum ama her seferinde kimin haklı olduğuna karar vermek beni zorluyor.” Bu cümle reddetmek değil, ilişkiyi hakemlikten çıkarıp yan yana olmaya davet etmektir.

Ne zaman destek almalı?

Onay arayışı gündelik huzurunuzu belirlemeye başladıysa — karşınızdakinin ses tonuna göre gününüz kuruluyorsa, onay gelmediğinde değersizlik hissi bastırıyorsa ya da kararlarınızı yalnız başınıza alamaz hâle geldiyseniz — bu, iradeyle çözülecek bir mesele olmaktan çıkmış olabilir. Böyle durumlarda bireysel psikolojik danışmanlık, onay ihtiyacının nereden öğrenildiğini görmek ve değer duygusunu içeriden inşa etmek için uygun bir alandır. İlişki merkezli bir zorlanma söz konusuysa çift terapisi de bu döngüyü ikinize birden görünür kılar.


Anlaşılmak istemek, bağ kurma isteğidir; onaylanmak istemek çoğu zaman kendi değerinden emin olamamanın sesidir. İyi haber şu ki bu ses zamanla yumuşuyor. Kendi duygunuzu kendiniz onaylamayı öğrendikçe, karşınızdakinin “haklısın” demesine daha az ihtiyaç duyar; onun sadece yanınızda olmasının ne kadar iyi geldiğini fark edersiniz.

Bu yazı işinize yaradıysa paylaşın
Paylaş:

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Yazıda ele alınan konularla ilgili kişisel durumunuz için WhatsApp'tan yazabilir veya randevu oluşturabilirsiniz.