İlişkilerde Tekrarlayan Döngüler: Tanıdık Olanın Tuzağı

15 Eylül 20267 dk okuma
Paylaş:
İlişkilerde Tekrarlayan Döngüler: Tanıdık Olanın Tuzağı

İlişki bitiyor, aradan zaman geçiyor, hayat yeniden akmaya başlıyor. Sonra yeni biri çıkıyor karşınıza — yüzü farklı, ismi farklı, hikâyesi farklı. Ama birkaç ay sonra aynı cümleyi kuruyorsunuz: “Yine mi aynı şey?” Aynı belirsizlik, aynı bekleme, aynı içten içe küçülme hissi. Sanki insanları değiştiriyorsunuz da duyguyu değiştiremiyorsunuz. Bu, şanssızlık değildir; çoğu zaman zihnin “tanıdık olan”ı “güvenli olan” sanmasıdır.

Danışma odasında bu cümleyi çok duyarım: “Beni gerçekten seven biri vardı, ama bir şey hissetmedim.” Çoğu insan bunu bir kusur gibi anlatır. Oysa burada olan şey duygusuzluk değil, tanımamadır. Sinir sistemimiz bize iyi geleni değil, bildiğini arar. Bildiği şey huzursa huzuru, bekleyişse bekleyişi arar.

Başlamadan şunu koyalım ortaya:

Aynı döngüye düşmek, sizin sevilmeyi hak etmediğiniz anlamına gelmez. Yalnızca sevginin size çok erken tarif edilmiş bir tadı olduğunu ve zihninizin hâlâ o tadı aradığını gösterir. Tarif değişebilir.

Tanıdık olan neden güvenli hissettirir?

İnsan zihni, öngörülebilirliği sever. Bir durumun sonunu tahmin edebiliyorsak, o durum acı verse bile bizde bir tür kontrol duygusu yaratır. Bilinmeyen ise —iyi bile olsa— alarm üretir. Bu yüzden çocuklukta sevgiyi kazanmak için çabalamayı öğrenmiş bir kişi, yetişkinlikte çabalamadan gelen bir sevgiyi “eksik” bulabilir.

Burada iki farklı şey birbirine karışır:

  • Güvenli olan: Tahmin edilebilir, tutarlı, kişiyi sakinleştiren ilişki. Kalp hızı düşer, omuzlar gevşer.
  • Tanıdık olan: Daha önce defalarca yaşanmış duygu düzeni. Tahmin edilebilir olduğu için “doğru” hisseder; ama çoğu zaman kişiyi tetikte tutar.

İkisi de bir “yerine oturma” hissi verir. Fark şudur: güvenli olan sizi dinlendirir, tanıdık olan sizi meşgul eder. İlişkinin başında hissedilen yoğun heyecanın ne kadarı gerçek yakınlık, ne kadarı belirsizliğin yarattığı gerilim — bunu ayırmak, döngüyü kırmanın ilk adımıdır.

Döngü nasıl kuruluyor?

Tekrarlayan ilişki örüntüleri genellikle tek bir kararla değil, üst üste binen küçük tanımalarla oluşur.

  • Erken tanıma: Karşınızdaki kişinin mesafeli hâli, düzensiz ilgisi ya da sizi tam açmadığı kapı, tanıdık bir duyguyu uyandırır. Bu genellikle bilinçli bir fark ediş değildir; “kimyamız tuttu” diye okunur.
  • Eski rolün devreye girmesi: Anlayan, idare eden, fazladan çabalayan taraf olursunuz. Bu rol zor olsa da bildiğiniz roldür; içinde nasıl davranacağınızı bilirsiniz.
  • Aralıklı pekiştirme: İlgi bazen gelir, bazen çekilir. Bu düzensizlik bağlanmayı zayıflatmaz, tam tersine güçlendirir — çünkü beklemek, ödülü daha değerli kılar.
  • Onaylanma: İlişki beklediğiniz gibi bitince zihin eski inancını tazeler: “Demek ki gerçekten böyleyim.” Ve bir sonraki ilişkiye bu inançla girilir.

Bazen birini seçmiyoruz; onun yanında olduğumuzda uyanan o çok eski duyguyu seçiyoruz.

“Sıkıcı” dediğimiz şey, çoğu zaman sakinliktir

Bu döngüyü yaşayan kişiler için en şaşırtıcı an, sağlıklı bir ilişkiyle karşılaştıkları andır. Karşı taraf tutarlıdır, mesajına zamanında döner, ne hissettiğini söyler. Ama içeride bir kıpırtı yoktur. Hatta huzursuz edici bir boşluk vardır.

Bunun nedeni genellikle ilgisizlik değil, tetiklenmemehalidir. Yıllardır kaygıyla karışık bir yakınlığa alışmış bir sistem, kaygı olmadığında bunu “duygu yokluğu” diye yorumlar. Sakinliğe alışmak zaman ister; ilk haftalarda gelen “bir şey eksik” hissi, çoğu zaman eksikliğin değil, alışkanlığın sesidir.

Döngüyü fark etmek için birkaç soru

Örüntüyü değiştirmek, önce onu görünür kılmakla başlar. Son üç ilişkinizi düşünerek kendinize şunları sorabilirsiniz:

  • Bu ilişkilerde en çok hangi duyguyu hissettim? (Bekleme, yetersizlik, tetikte olma, sorumluluk…)
  • Bu duygu bana ilk kez ne zaman tanıdık geldi? Kiminle?
  • İlişkinin başında beni çeken şey neydi — yakınlık mı, yoksa ulaşılmazlık mı?
  • Bana iyi davranan birine ne hissettim? “Sıkıcı” dediğim anlarda bedenim aslında ne yapıyordu?
  • Bu ilişkilerde hangi rolü üstlendim ve o rolü bırakırsam ne olacağından korkuyorum?

Bu soruların cevapları bir suçlama listesi değildir. Amaç “neyi yanlış yaptım” bulmak değil, hangi duygunun sizi çağırdığını tanımaktır. Bir örüntü, adı konduğu anda otomatik olmaktan çıkar.

Yeni bir şeyi seçebilmek

Döngüden çıkmak, “doğru insanı bulmak” meselesi değildir; tanıdık olmayan bir duyguya dayanabilme kapasitesi geliştirmektir. Bu kapasite küçük adımlarla büyür.

  • Çekimi hemen kanıt saymayın. Yoğun ilk his, uyumun değil bazen tanımanın işaretidir. Birkaç hafta gözlemlemek, ilk duyguyu test etmenin en sade yoludur.
  • Bedeninizi ölçü alın. Bu kişinin yanında nefesiniz nasıl? Telefonu elinize aldığınızda göğsünüzde bir sıkışma mı var, yoksa sakin bir merak mı?
  • Sakinliğe zaman tanıyın. Yeni bir ilişkide huzurun “tatsız” gelmesi normaldir. Bunu hemen bir karar gerekçesine çevirmeyin.
  • Rolünüzü biraz bırakın. Sürekli anlayan taraf olmayı azalttığınızda ilişkinin nasıl davrandığını izleyin; bu, karşı tarafın gerçekten nerede durduğunu gösteren en dürüst bilgidir.

Eğer bu örüntü yıllardır tekrar ediyor, her ayrılıktan sonra aynı yerinizden kırılıyorsanız, bunu tek başınıza çözmek zorunda değilsiniz. Şema odaklı ve bağlanma temelli çalışan bir uzmanla bu duygunun kökenini birlikte açmak, döngüyü fark etmekten çıkarıp değiştirmeye geçmenin en güvenli yoludur.


Tanıdık olan, uzun süre tek seçenek gibi görünür. Ama bir duygunun eski olması, doğru olduğu anlamına gelmez. Bugün fark ettiğiniz küçük bir şey —“burada yine bekliyorum” demeniz bile— döngünün dışına atılmış ilk adım olabilir. Ve zamanla sakinlik de tanıdık gelmeye başlar; işte asıl iyileşme orada başlar.

Bu yazı işinize yaradıysa paylaşın
Paylaş:

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Yazıda ele alınan konularla ilgili kişisel durumunuz için WhatsApp'tan yazabilir veya randevu oluşturabilirsiniz.