Sürmanşet Gazetesi

Uyum Haftası Başlıyor

Minik öğrencilerin okul heyecanı başlıyor. Uyum Haftası öncesi ailelere seslenen Psikolog Dilek Köstekli, uzun vedaların, gizlice kaybolmanın ve çocuğun korkusunu küçümsemenin kaygıyı artırabileceğini söyledi.

3 Eylül 2026Sayfa 6 — GüncelHaber: M. Kürşat Ercan5 dk okuma

7-11 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uyum Haftası ile öğrenciler sınıfları, öğretmenleri ve yeni okul düzeniyle tanışırken; yeni eğitim öğretim yılında uyum sürecine yönelik önemli yenilikler de hayata geçirilecek. Cumhurbaşkanlığı kararı ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) duyurusu doğrultusunda, kamuda çalışan ebeveynlerden birine çocuğuna okulda eşlik edebilmesi amacıyla Uyum Haftası boyunca günde 3 saati aşmayacak şekilde idari izin hakkı tanınırken; MEB'in “Ailemle Okul Yolu Programı” ile uyum çalışmalarının kapsamı genişletildi.

7-11 Eylül 2026 tarihleri arasında uygulanacak program kapsamında okul öncesi ve ilkokul 1. sınıf öğrencileri 5 günlük, ortaokul 5. sınıf öğrencileri ise ilk defa 7-9 Eylül tarihleri arasında 3 günlük uyum sürecinden geçecek. İlkokul 1. sınıflara yönelik oryantasyon programında ise “Günlük Yaşam Becerileri”, “Ailem ve Ortak Değerlerimiz”, “Çevre ve Sürdürülebilir Yaşam” ile “Birlikte Yaşam Kültürü” temaları ele alınacak.

Sürmanşet Gazetesi'ne özel açıklamalarda bulunan Psikolog Dilek Köstekli, Uyum Haftası'nın çocukların okula güvenli bir başlangıç yapması açısından önemli bir süreç olduğuna dikkat çekerek velilere önemli uyarılarda bulundu.

“Uyum süreci birçok bilinmezlik barındırıyor”

Uyum Haftası'nın temel amacının, çocuğun evdeki tanıdık ve güvenli ortamından çıkarak yeni bir sosyal çevreye, öğretmenine ve okul düzenine güvenli bir biçimde uyum sağlaması olduğunu söyleyen Psikolog Köstekli, okula yeni başlayacak çocuk için bu ortamın birçok belirsizlik barındırdığını belirtti.

Uyum süreci, bu belirsizlikleri azaltarak çocuğun okul ortamını öngörülebilir hâle getirmesine yardımcı olur. Çocuğun günün akışını öğrenmesi ve bir rutin oluşması kaygısının azalmasına katkı sağlar. Aynı zamanda çocuk, anne-babası dışında başka bir yetişkine, yani öğretmenine güvenebileceğini; arkadaşlarıyla birlikte olmayı, sıra beklemeyi, paylaşmayı ve ihtiyaçlarını ifade etmeyi deneyimlemeye başlar.

Köstekli, bu noktada asıl önemli olanın, çocuğun ebeveynlerinden ayrılığı yaşayarak ve güvenli bir biçimde tamamlaması olduğunu vurguladı. Ebeveynin fark ettirmeden ortadan kaybolmasının çocuğun güven duygusunu zedeleyebileceğini; buna karşılık kapıda uzun ve kaygılı vedalaşmalar yapmanın da ayrılığı çocuk için daha zor hâle getirebileceğini ifade etti.

Çocuğun korkusunu küçümsemenin, “Bunda korkacak ne var?” demenin ya da ağlamasını şımarıklık olarak değerlendirmenin doğru olmadığını belirten Köstekli, ebeveynlerin söz ve davranışlarıyla çocuğa “Burada güvendesin. Ben gidiyorum ama geri geleceğim. Sen bunu başarabilirsin” mesajını vermelerinin süreci kolaylaştıran önemli bir etken olduğunu söyledi.

“Yıllarca sürecek eğitim hayatının ilk adımı”

Bu haftanın çocuğun eğitim hayatının kalan kısmını nasıl etkileyeceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Köstekli, Uyum Haftası'nı çocuğun bütün eğitim hayatını tek başına belirleyen bir dönem olarak görmenin doğru olmayacağını ifade ederek, okul ile kurulan ilk ilişkinin çocuğun okula yönelik duygularında önemli bir başlangıç oluşturduğunu belirtti.

Çocuk okula ilk adımlarında kendisini güvende, anlaşılmış ve desteklenmiş hissederse okul onun zihninde yalnızca ‘başarı göstermesi gereken bir yer’ değil; öğrenebileceği, merak edebileceği, ilişkiler kurabileceği bir ortam olarak yerleşir.

Buna karşılık çocuğun yoğun korku ve baskı altında okula başlamasının, özellikle bu süreç uygun biçimde desteklenmediğinde, okula yönelik olumsuz duyguların gelişmesine zemin hazırlayabileceğini kaydeden Köstekli, ilerleyen dönemlerde şu güçlüklerin görülebileceğini aktardı:

  • Okul reddi
  • Yoğun ayrılma kaygısı
  • Performans kaygısı
  • Öğretmen ve akran ilişkilerinde zorlanma

Köstekli, ancak burada tek bir haftanın bu sorunların doğrudan nedeni olduğunu söylemenin doğru olmadığını; çocuğun mizacı, önceki deneyimleri, aile tutumları, okul ortamı ve gelişimsel özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Çocuğu kandırmayın, güven verin”

Uyum Haftası'nda ebeveynlere düşen görevler hakkında konuşan Köstekli, çocukların yeni bir ortama girdiklerinde doğrudan ebeveynlerinin yüzlerine bakarak kaygı, tereddüt ve korkuyu çok hızlı biçimde fark edebildiklerini ifade ederek, bu nedenle anne-babaların öncelikle kendi duygularını kontrol etmeleri gerektiğini söyledi.

Vedalaşırken çocuğu kandırmak yerine durumu onun da anlayabileceği şekilde anlatmak gerektiğini belirten Köstekli, “Seni bırakıp markete gidiyorum” gibi gerçeği gizleyen ifadeler yerine, “Şimdi seni öğretmenine bırakacağım. Sen okulda olacaksın, ben de söylediğimiz saatte seni almaya geleceğim” demenin daha sağlıklı olacağını ifade etti.

Vedanın mümkün olduğunca kısa, sıcak, net ve kararlı olması gerektiğini vurgulayan Köstekli, çocuğun ağlaması hâlinde tekrar tekrar geri dönmenin, vedayı uzatmanın ya da “Tamam, bugün kalma” şeklinde belirsiz mesajlar vermenin çocuğun kaygısını artıracağını söyledi.

Bu kapsamda ilk gün çocuğun yanında sevdiği küçük bir oyuncak, aile fotoğrafı gibi ona güven veren bir nesnenin bulunmasının geçiş sürecini kolaylaştırabileceğini belirten Köstekli, aşırı korumacı tutumlardan da kaçınılması gerektiğini dile getirdi.

Kaynak: Sürmanşet Gazetesi, Sayfa 6 — Güncel3 Eylül 2026. Haber: M. Kürşat Ercan.
Gazete kupürü

Haberin gazetedeki hâli

Sürmanşet Gazetesi, Sayfa 6 — Güncel 3 Eylül 2026. Görsele tıklayarak tam ekran büyütebilirsiniz.

Sürmanşet Gazetesi · Sayfa 6 — Güncel · 3 Eylül 2026PDF olarak görüntüle

Çocuğunuzun okula uyumu için destek almak ister misiniz?

Ayrılık kaygısı, okul reddi ve uyum sürecindeki zorluklar için WhatsApp'tan yazabilir veya randevu oluşturabilirsiniz.